II. Adli Psikoloji Sempozyumu İncirliova’da yapıldı.

II. Adli Psikoloji Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

İnsan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri bilimsel olarak inceleyen bir çalışma alanı olarak tanımlanan psikolojinin bir alt alanı olan adli psikoloji, yasal konulara ve sorunlara psikolojinin temel ve etik ilkelerini uygulamak üzere hukuk ile psikoloji arasında kurulan ilişkiden doğmuştur. Hüküm giymiş ya da gözaltında tutulan kişilerin davranışlarını değerlendirme, velayet, bir sanığın zihinsel kapasitesini mahkemede savunma yapmak için yeterli olup olmadığı, kişiyi suça iten etmenler, suçluluğa neden olan faktörlerin incelenmesi ve suçların azalması için gerekli önleme çalışmaları da adli psikoloji çalışma alanına girmektedir.

Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü ve Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyonu’nun düzenlediği, Gazi Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü ve Adnan Menderes Üniversitesi’nin destekleri ile İncirliova Belediye Başkanlığı’nın ev sahipliğinde II. Adli Psikoloji Sempozyumu İncirliova Erbeyli Mahallesi İncir Araştırma Enstitüsü Konferans Salonu’nda 20-22 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Sempozyuma üçü davetli ana konuşmacı olmak üzere yirmi üç konuşmacı katılmış, dördü poster ikisi sözel olan altı bildiri kabul edilerek sunulmuştur. Konuşmacılar yurtdışından Amerika ile İngiltere’den ve yurtiçinden Ankara, İzmir, Bolu, Antalya, Aydın gibi farklı şehirlerden gelmişlerdir. Sempozyumda akademisyenler, alanda çalışan psikologlar ile avukat, öğretmen, hemşire, hekimler gibi konuya ilgi duyan farklı disiplinlere mensup meslek grupları ile psikoloji, hukuk, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, antropoloji bölümü öğrencileri olmak üzere 100’ün üzerinde katılımcı yer almıştır. Sempozyum katılımcılara yörenin arkeolojik ve doğal zenginliklerini tanıtma fırsatı yaratmıştır.

Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Adli Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan ile Gazi Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Demirbaş’ın başkanlık ettiği sempozyumda adli psikoloji alanında çalışılan alkol-madde bağımlığı, alan uygulamaları, çocuk ihmal ve istismarı, suçlu profili ile sporda şiddet gibi konular geniş bir yelpazede tartışılmıştır. Buna ek olarak gerek Dünyada gerekse ülkemizde hızla gelişen bir alan olan adli psikolojinin önemi ve çalışma alanlarının yanı sıra uygulamada karşılaşılan güçlükler, sınırlılıklar, etik ilkeler ve kurumlar arası işbirliğinin gerekliliği gibi konular işlenmiştir.

Sempozyum, ayrıca yerel ve ulusal basında da yer almıştır.

Açılış konuşmasını Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Genel Sekreteri Psk. Gülşah Şükran Yıldız, Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Başkanı Psk. Kemal Özkul, Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, İncirliova Belediye Başkanı Gürşat Kale gerçekleştirmiştir.

Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Genel Sekreteri Psk. Gülşah Şükran Yıldız konuşmasında, sempozyumun ülkemiz tarihinde önemli bir yeri bulunan Aydın İncirliova’da gerçekleşiyor olmasından gurur duyduklarını belirterek, bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen İncirliova Belediyesine şükranlarını sunmuştur.

Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Başkanı Psk. Kemal Özkul adli psikolojinin ülkemizde göstermiş olduğu gelişimden mutluluk duyduklarını ve sempozyuma katkı veren başta İncirliova Belediyesine sonrasında akademisyenlere, konuşmacılara, öğrencilere ve katılımcılara Adli Psikoloji Komisyonu adına teşekkürlerini iletmiştir.

Prof. Dr. Hamit HANCI açılış konuşmasında; temel görevi, otopsi yapmak, ölüm sebeplerini ve zamanını saptamak, adli bir olaya yönelik insan vücudu üzerindeki darp izlerini tespit etmek ve cinsel saldırılarda delil saptamak olan adli tıbbın; dışarıdan bakıldığında sadece otopsi yapılan ve adli rapor verilen bir bilim alanı olarak görülmesine karşın son yıllarda birçok bilim dalıyla ortaklaşa çalışır hale geldiğini belirtmiştir. Adli biyolojiden adli sanata kadar 35’in üzerinde dalı bulunan adli bilimlerin ana unsurlarından biri olan adli psikolojinin önemine değinmiş ve sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasını sonlandırmıştır.

İlki Ankara’da düzenlenen Adli Psikoloji Sempozyumu’nun ikincisinin İncirliova’da düzenlenmesi için destek veren ve ev sahipliği yapan İncirliova Belediye Başkanı Sayın Gürşat Kale yaptığı konuşmasında “İncirliova’nın yetiştirdiği biri olarak böylesine anlamlı ve özel bir sempozyumun İncirliova’da düzenlenmesine katkı sağladığım için gurur duyuyorum. Önümüzdeki süreçte ilçemizin tanıtılması amacıyla çeşitli konferans ve sempozyumların yapılması için çalışmalarımız olacaktır. Amacımız, ilçemizin ismini duyurmak ve bilimsel anlamda katılımcıların ilçemize gelmesini sağlamaktır” demiştir. Konuşmasının ardından kendisine teşekkür belgesi takdim edilen Kale sempozyum süresince hem akademik program da hem de sosyal programda katılımcılarla bir arada olmuştur.

Sempozyumun ilk günü Prof. Dr. Şennur Tutarel- Kışlak’ın oturum başkanlığını yaptığı, ana konuşmacı Amerika Birleşik Devletleri Mayo Klinik Sağlık Sistemi Waycross- Georgia Kampüsü Psikiyatri ve Psikoloji Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ulaş ÇAMSARI’nın “Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisinde Karar Verme Yeterliliği Değerlendirmesi” konulu konuşmasında, genel tıbbın tüm branşlarının psikiyatri ile kesiştiği akademik alan olarak tanımlanan Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi’nin yan dallarının; onkolojik psikiyatri, AIDS psikiyatrisi, trasplantasyon psikiyatrisi ve perinatal psikiyatri olduğunu belirtmiştir. ABD’de genel hastanelerde ayrı bir bölüm olarak yapılanan Konsültasyon Servisi ve Liyezon Servislerinin hastanedeki tüm hastaların ‘karar verme kapasitesi’ değerlendirmelerini yürüten servis olduğunu ekleyen Çamsarı, olgu sunumları ile interaktif bir sunum gerçekleştirmiştir.

Uzm. Psk. Sevgi GÜNEY’in moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumun birinci konuşmacısı Bülent Ecevit Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Öznur ÖNCÜL “Nasıl Bir Adli Psikoloji?” konulu sunumunda, gelişmekte olan adli psikoloji alanında gerçekleştirilen uygulamalarda ortak dilin ve disiplinlerarası koordinasyonun önemine vurgu yaparken; etik ilkelerin mutlak suretle göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir.

Ankara Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığından Uzm. Psk. Sevgi GÜNEY “Travma Vakalarında Psikolojik Değerlendirme” konulu sunumunda bir olayın travmatik etki yaratmasının bir bireyin olayı algılayış biçimine ve bu olayın duygularını, yaşam akışını ve düşüncelerini ne ölçüde etkilediğine göre değiştiğini vurgulayarak; travmanın kişisel bir deneyim olduğunu belirtmiştir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden Psk. Çiğdem Ünlü Çeber “Hukuk Psikolojisi Kapsamında Töre ve Kan Davası Kavramlarının Lawrence Kohlberg’in Ahlak Kuramı Çerçevesinde İncelenmesi” konulu sunumunda hukuk psikolojisinin çalışma alanına giren hem mağdurun hem de failin psikolojik durumu, süreçten etkilenme şekli gibi faktörlerin kan davası, namus cinayetleri ya da töre nedeniyle işlenen diğer suçlar boyutunda incelenmesinde hem içinde bulunulan toplumun hem de bireysel ahlak düzeyinin göz önünde bulundurulmasının önemini aktarmıştır.

Birinci oturumun son konuşmacısı Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Başkanı Psk. Kemal Özkul “Adli Psikolojide Pozitif Psikoloji Uygulamaları” konulu sunumunda psikoloji biliminin çatısı altındaki en yeni yaklaşımlardan biri olan pozitif psikolojinin ruh sağlığı ile ilgili sorunları göz ardı etmeden insanların olumlu yönlerine ve güçlü özelliklerine odaklanmayı görev olarak benimseyen bir akım olduğunu belirtmiştir. Özkul ayrıca mutluluk, iyimserlik, umut, psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş, yaşam kalitesi, yaşamın anlamı, travma sonrası gelişim-büyüme, duygular, affedicilik, yaşam amaçları belirleme, pozitif yaşlanma, empati, minnettarlık, özgecilik, aşk ve benzeri pek çok araştırma konusu olan pozitif psikolojinin, bu konulardaki çalışmalarını bilimsel esaslara dayalı olarak sürdürdüğünü vurgulamıştır.

Prof. Dr. Levent SEVİNÇOK’un oturum başkanlığını gerçekleştirdiği ikinci oturumun ilk konuşmacısı olan Ufuk Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Zeynep Gülçat “Cinsel Suç: Psikolojik bir bakış” konulu sunumuna 2015 yılının şubat ayında bir cinayet sonucu öldürülen ve psikoloji öğrencisi olan Özgecan Aslan’ı anma ile başlayarak; cinsel şiddet uygulayan kişilerin, cinsellikten ziyade güç, kontrol, zorbalık, hâkimiyet arayışında olan kişiler olduğu ve cinsel suç türlerinin cinsel amaçlı bir dokunuştan ırza geçmeye kadar geniş bir spektrumu içerdiğini belirtmiştir.

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Levent SEVİNÇOK ‘Cinsel Suçlarla İlgili Adli Psikolojik Süreçler’ konulu sunumunda cinsel bir suça maruz kalan bir bireyin ruhsal yönden etkilenmemesinin tıbben mümkün olmadığını; suçun işlendiği zamanki ruhsal muayene bulgularının öneminin yanı sıra, cinsel suçların mağdur üzerindeki uzun vadeli travmatik etkilerin dikkate alınarak, bu olgulara hukuki süreç sonuçlanmadan önce adli psikiyatrik değerlendirme yapılmasının uygun olacağını aktarmıştır.

Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr Şennur Tutarel- Kışlak “Ankara Üniversitesinde Cinsel Şiddete Karşı Yeni Bir Oluşum CTS Birimi Çalışmaları” isimli sunumunda Ankara Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) bünyesinde çalışan Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Destek Biriminin başlıca görevleri arasında, Ankara Üniversitesi öğretim üyeleri ve elemanları, idari ve sözleşmeli personeli ve öğrencileri olmak üzere üniversitenin tüm bileşenlerinin karşılaşabilecekleri cinsel saldırı ve taciz olayları konusunda onları bilgilendirmek, farkındalık sağlayıcı çalışmalar yürütmek, cinsel taciz ve saldırıya uğradığına ilişkin şikâyette bulunanlara hukuki ve psikolojik destek vermek ve bu kişilerin mağduriyetlerini giderici çözüm yolları aramalarına yardımcı olmak olduğunu anlatmıştır. Tutarel- Kışlak ayrıca birimin çalışma ilkeleri arasında özen göstermek, gizlilik ve ivediliğin yer aldığını da belirtmiştir.

İzmir Üniversitesi öğretim üyesi Psk. Dr. Işıl Çoklar’ın “Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Kalıp Yargılar Ekseninde Cinsel Şiddeti Meşrulaştıran Mitler” konulu sunumunda araştırmacılar tarafından tecavüzü çevreleyen kültürel mitolojinin, erkeğin kadına yönelik cinsel saldırganlığını sürdürmesini sağladığı teorisinin öne sürüldüğünü; bunun aynı anda kurbanı suçlamakla, faili temize çıkarmakla ve saldırganlığın minimize edilmesi ya da meşrulaştırılması yoluyla başarıldığının düşünüldüğünü aktarmıştır. Çoklar sunumunda, toplumsal cinsiyete ilişkin kalıp yargıların ve cinsiyetçi tutumların tecavüz mitlerinin kabulü ile yakından ilişkili olduğunu belirterek; tecavüz mitlerine ilişkin ‘kadınlar cinsel şiddeti tahrik eder’, ‘saldırgan bir yabancıdır’ gibi pek çok mit örneğine yer vermiştir.

Sağlık ve İnsan Dergisi Yayın Editörü Esra ÖZ “Sağlık Haberciliğinde Psikolojinin Yeri” konulu sunumunda sağlık haberciliğinde etik ilkelere uyulmasının birincil gereklilik olduğunu ve psikiyatrik rahatsızlıklar söz konusu olduğunda bu konuda daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini aktarmıştır. Etik olmayan haber örneklerine yer veren Öz sağlık haberciliğinin temel ilkelerinden de bahsetmiştir.

Sempozyumun ikinci günü Yrd. Doç. Dr. Zeynep Akabay- Gülçat’ın oturum başkanlığını gerçekleştirdiği, ana konuşmacı Huddersfield Üniversitesi Uluslararası Soruşturma Psikolojisi Araştırma Merkezinden Uzm. Psk. Emek Yüce Zeyrek- Rios’un “Suçluların Saptanması ve Suç Soruşturmalarında Psikolojinin Rolü: Profilleme, Sorgu, Yalanı Anlama” sunumunda, soruşturma süreci, soruşturmaya dair çıkarımlar ve bu süreçte toplanan bütün bilgilerin değerlendirmesi aşamalarında psikolojinin hukuki soruşturmalara katkı sağladığı alanlar olduğundan bahsederek; psikolojinin, soruşturma sürecini iyileştirmek ve soruşturma ile ilgilenen kolluk kuvvetlerinin daha uygun kararlar vermelerine yardımcı olmak için etkin karar destekleme araçları sunduğunu aktarmıştır. Bunun yanı sıra zanlılara ulaşmada profil çıkarmanın önemini vurgu yapan Zeyrek-Rios profillemenin amacının suçluları tespit etmekten ziyade soruşturma alanını daraltmak olduğunu eklemiştir.

Üçüncü oturum, aynı zamanda oturum başkanlığını da yürüten, Gazi Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Demirbaş’ın “Çocuk Koruma ve Önleme Merkezinde Çalışan Psikoloğun Görevleri” konulu sunumu ile başlamıştır. Demirbaş sunumunda kurulma amacı korunma ihtiyacı olan çocukların, tanı, tedavi, korunma ve izlenmelerine dair uygulama ve araştırmaların yapılacağı ortamı sağlamak olan çocuk koruma birimlerinin; çok disiplinli bütüncül yaklaşım temeline dayalı, üniversite hastanelerinin içinde yer alan yapılanmalar olduğunu ve mutlak suretle çekirdek ekip üyelerinin; sayı, eğitim ve nitelik açısından standartlarının belirlenmiş olması gerektiğini belirtmiştir. Çocuk Koruma ve Önleme Merkezlerinde çalışan psikologların, bireyin psiko-sosyal güçlerini ya da yetersizliklerini saptamaktan, önleme çalışmalarına kadar pek çok görevi olduğunu ekleyen Demirbaş, merkezde gerçekleştirilen mesleki çalışmaların etik ilkeler çerçevesinde gizlilik ilkesi gözetilerek yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Üçüncü oturumun ikinci konuşmacısı Aydın Nazilli 2. Aile Mahkemesinden Psk. Gülşah Şükran YILDIZ’ın “Aile ve Çocuk Mahkemelerinde Psikologların Görevleri” konulu sunumunda aile mahkemelerinin her ilde ve merkez nüfusu yüz binin üzerinde olan her ilçede kurulduğunu aktararak; sistemdeki sosyal çalışma görevlilerinin temel hukuk bilgisine, hukukçuların ise temel psikoloji bilgisine sahip olarak çalışma hayatına başlamalarının ve meslekler arası işbirliğinin, sistemin daha verimli çalışır hale gelmesinde büyük katkı sağlayacağını belirtmiştir. Yıldız ayrıca, psikologların bir davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında, mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ile inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek, mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş bildirmek gibi görevleri olduğunu eklemiştir.

Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden Uzm. Psk. Tuğba GÖRGÜLÜ’nün “Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde Çalışan Psikologların Görevleri, Sorumlulukları ve Sorunlarına İlişkin Bir Çalışma” konulu sunumunda, hükümlülerin suç işlemesine neden olan davranışlarının düzeltilerek, tekrar suç işlemelerinin önlenmesi, ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlülerin takip edilmesi, madde bağımlılarının rehabilitasyonu, mağdurların uğradıkları zararın giderilmesi ve bu yolla toplumun korunmasını amaçlayan denetimli serbestlik müdürlüklerinde psikologların rehberlik, madde bağımlılığı, mükerrer suçun önlenmesi çalışmalarında görev aldıklarını belirtmiştir.

Dördüncü oturum, aynı zamanda oturum başkanlığını da yürüten, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Emre Şenol- Durak’ın “Tutuklu ve Hükümlülerde Depresyon ve Depresyona Psikolojik Müdahale: Özgürlük Kaybının Yasını Tutmak” konulu sunumu ile başlamıştır. Şenol-Durak, bir suçun faili olup haklarında bir hüküm verilen ya da tutuklu bulunan kişilerin özgürlüklerinin ellerinden alındığı ve çeşitli yoksunluklarla karşı karşıya kaldıkları ortamlar olan cezaevlerinin bireylerde umutsuzluk, depresyon gelişmesi olasılığını büyük ölçüde arttırdığını aktararak; kendine ait bir doğası olan cezaevi ortamında bireye sosyal destek sağlanmasına, umutsuzluk ve intihar düşüncelerinin olup olmadığının belirlenmesine ve sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirilmesine yönelik psikolojik müdahale çalışmaları yapılmasının uygun olacağını eklemiştir.

Gazi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Ayşe Canatan’ın “Yaşlılık ve Suç” konulu sunumunda cezaevi ortamının kendisinin var olan problemlerini çoğaltabileceği düşünüldüğünde, hükümlü ve tutuklulara yönelik programların genç bireylerin ihtiyaçları göz önüne alınarak geliştirilmiş olması sebebiyle yaşlı bireylerin sıkıntılar yaşadığını belirtmiştir. Canatan buna ek olarak merdivenler, sağlık tesislerine erişimdeki güçlükler, aşırı kalabalık, aşırı sıcak ya da soğuk, ayrıca fiziksel engelleri olanların en temel ihtiyaçlarını gidermelerine engel olabilecek birçok fiziki koşulun çözüme ulaştırılmasının yanı sıra suçluluğun rehabilitasyonu aşamasında yaşlılık doğasının da göz önüne alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Adnan Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Reşat KARTAL’ın “Sporda Şiddetin Önlenmesine Tribün Liderlerinin Eğitim ve Sertifikalandırılması Önerisi” konulu sunumunda; bireylerin zihinsel, fizyolojik ve psikolojik olarak sağlıklı ve dengeli kalmalarını sağlayan sporun önemine değinirken; güvenli bir toplum olmamız için bu alanda yaşanan şiddeti önleyerek hoşgörü ve centilmenliğin egemen olduğu bir rekabet ortamının sağlanması gerektiğini ve bu konuda da tribün liderlerinin eğitiminin son derece önemli olduğunu belirtmiştir.

Aynı zamanda beşinci oturum başkanlığını da yürüten Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Doç. Dr. Aysun Doğan “Çocuk ve Ergen Suçluluğunu Önlenmeye Yönelik Müdahale Programları” konulu konuşmasında çağımızın en büyük sorunlarından biri olan çocuk ve ergen suçluluğunun önlenmesine yönelik müdahalelerde bireyin ailesinin, okulunun ve sosyal çevre sisteminin de sürece katılmasının çok önemli olduğunu vurgulamıştır. Doğan ayrıca, müdahale programlarının bir bütün olarak ve düzenli biçimde uygulanarak etkililiğinin artabileceğini belirtmiştir.

Gazi Üniversitesi Felsefe Grubu Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Canan GÜRSEL’in “Gençlerde Cep Telefonlarının Sorunlu Kullanımı ve Sanal Zorbalık” konulu sunumunda bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışları olarak tanımlanan sanal zorbalığın önemine vurgu yaparak, gençlerde cep telefonlarının aşırı ve sorunlu kullanımı, bazı davranışsal ve duygusal sorunları da beraberinde getirmesi nedeniyle dikkatli ve bilinçli olmayı gerektirdiğini belirtmiştir.

Beşinci oturumun son konuşmacısı Ankara 10. Aile Mahkemesinden Psk. Dr. Aygül NALBANT “Aile Mahkemelerinde Velayetin Değerlendirilmesi ve Çocuğun Korunması” konulu sunumunda aile hukukunun uygulanmasında çok önemli bir yere sahip olan aile mahkemelerinde velayetin değerlendirilmesi hususunun sadece boşanma davası ile çalışılmadığını bunun yanı sıra mahkemeye velayetin kaldırılması(velayetin nez’i) veya değiştirilmesi davası şeklinde de başvurulabildiğini aktarmıştır. Hangi tarafın çocuk lehine daha iyi velayet etmesinin beklenebilir  olduğunun tespit edilmesi konusunda psikologlara önemli görevler düştüğünü belirten Nalbant, velayet davalarında en önemli ilkenin çocuğun yüksek yararı ilkesi olduğunu eklemiştir.

Sempozyumun üçüncü günü Doç. Dr. Ayşe Canatan’ın oturum başkanlığını yürüttüğü, ana konuşmacı Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mithat DURAK’ın “Adli Psikoloji Sanatı” konulu sunumunda en genel tanımıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olan sanatın adli psikoloji alanında da hayat bulması gerektiğini ve bir suç olgusunun değerlendirilirken teorik bilginin yanı sıra alan deneyimi ile profesyonelliğin çok önemli olduğunu aktarmıştır. Buna ek olarak Durak, adli psikoloji alanında yapılan uygulamalarda bir toplumun kültürel değerlerinin göz ardı edilemeyeceğini belirterek, adli psikologların popülist olmaktan uzak olmaları gerektiğini vurgulamıştır.

Doç. Dr. Aysun DOĞAN’ın başkanlığında gerçekleştirilen beşinci oturumda, Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Seda BAYRAKTAR’ın “Ebeveyn Katillerinin Profillemesi” konulu konuşmasında ebeveynlerini öldüren çoğu kişinin psikiyatrik tanıyı suçtan sonra aldığı ve geçmişlerinin soru işareti olarak kaldığını belirterek, bu grupta profilleme çalışması yapılırken failin çocuk ya da yetişkin olmasına ilişkin ayrımın mutlaka yapılması gerektiğini eklemiştir.

Ankara Üniversitesi Adli Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan’ın oturum başkanlığını yürüttüğü son oturumda; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ruh ve Sinir Hastalıkları Anabilim Dalından Hemşire Dilek Tektaş tarafından “Yüksek Güvenlikli Hastane Hemşireliği” ve İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Arş. Gör. Ezgi Ildırım tarafından “Görgü Tanıklığında Yanılabilirlik: Zaman ve Soru Biçiminin Etkisi” konulu sözel sunumlarını gerçekleştirmişlerdir.

Buna ek olarak sempozyumda;

İ.Ü. Adli Tıp Enstitüsü, doktora öğrencisi Uzm. Psk. Bengisu Nehir Aydın tarafından hazırlanan “Sınır Kişilik Bozukluğunun Suç ve Şiddet Davranışı ile İlişkisi Üzerine Bir Derleme”,

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden Psk. Çiğdem Ünlü Çeber tarafından hazırlanan “Çocuk Koruma Hukukuna İlişkin Ulusal Sistem: Genel Bir Bakış”,

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından Akça Toprak Ergönen, Ataman Sivaslı ve Burçin Gürbeden tarafından hazırlanan “Çocuğun Fiziksel İstismarı ve Risk Etkenlerinin Tartışılması”,

Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Seda BAYRAKTAR tarafından hazırlanan “Adli Psikoloji” Başlıklı Yayınların İncelenmesi“ konulu poster bildiriler de sunulmuştur.

Psk. Gülşah Şükran Yıldız ve Prof. Dr. Hamit Hancı tarafından yapılan kapanış konuşmasının ardından zeybek dansı gösterisi ile sonlandırılan sempozyum programının akabinde katılımcılara katılım belgeleri verilmiştir.

YÜKSEK KATILIMLI VE ZENGİN İÇERİĞİ İLE İLGİ ÇEKEN II. ADLİ PSİKOLOJİ SEMPOZYUMUNDA SONUÇ OLARAK;

  • Suç olgularının önlenebilmesi amacıyla, adli psikoloji çalışma alanına giren konularda toplumsal farkındalığın arttırılması,

  • Disiplinlerarası çalışma gerektiren adli psikoloji alanında ulusal düzeyde mutlak suretle gerek resmi kurumlar gerekse sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanması gerekliliği,

  • Adli sistemde çalışan psikologların bilgi paylaşımı, özlük hakları ve mesleki dayanışma konularında birliktelik sağlamalarının önemi,

  • Adli olgularda ortak dil birliği ile etik ilkelerin ivedilikle oluşturulması ve bu hususta akademisyenler ile alanda çalışan psikologların katılımıyla bir çalışma grubu oluşturulması,

  • Devlet kurumlarının yetki alanına giren konularda sorumlulukların net bir şekilde belirlenmesi ve diğer kurumlarla görev paylaşımının işlerliğinin arttırılması,

  • Hukuk fakültelerinde temel düzeyde psikoloji bilgisinin verilmesi hususunun ülke genelinde yaygınlaştırılması;

  • Psikoloji bölümlerinde temel düzeyde hukuk bilgisinin verilmesi hususunun ülke genelinde yaygınlaştırılması;

  • Okullarda “kişiye ve kişilik haklarına saygı” içerikli ders konulmasının sağlanması;

  • Adli olgularda yaşanan problemleri çözebilecek nitelikli uzman psikologların yetiştirilmesi amacıyla adli psikoloji lisansüstü eğitim programlarının sayısının arttırılması;

  • Aile, çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde çalışan uzmanların çalışma ortamlarının etik ilkelere uygun bir şekilde düzenlenmesi;

  • Aktif olarak çalışan psikolog derneklerinin, komisyonlarının ve STK’ların işbirliği ilkesi çerçevesinde çalışması;

  • III. Adli Psikoloji Sempozyumunda adli psikoloji çalışma alanına giren ya da bu alanla ilişkili olan kadına yönelik şiddet, adli psikolojide etik, adli sosyal hizmet gibi konuların da dâhil edilmesine yönelik gerekli iş ve işlemlerin yürütülmesi hususları kararlaştırılmıştır.

Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyonu

Mart 2015